Gezi Yazılarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gezi Yazılarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mayıs 2014 Pazartesi

Bir Gezi Günlüğü - İhlas Armutlu


 Selamlar, sevgiler herkese!

Sözümü tuttum ve tatil sonrası tekrar bloğumun başına geçtim. Ne dersiniz, bir aferini hakettim mi? :)


İnstagram alemi beni de etki alanına aldı. Her ne kadar oradan resim paylaşımı yapmak kolay olsa da, blogda yazmanın tadı bir başka. Çünkü blog emek gerektiriyor ve ben gözüm gibi baktığım, büyüttüğüm bloğumu instagram uğruna harcayanlardan olmayacağım Allah'ın izniyle... 


Haftasonu için ufak bir tatil programım vardı. Her ne kadar yağışlı olsa da hava, tatilin kendisi beleş olunca üç günün de hakkını vermeye çalıştım :)


Deniz ve yeşilin birleştiği yerde yağmur da olunca manzara daha bir harika oluyormuş. Özellikle, somun gibi kabaran toprağın kokusu ve cıvıldayan kuşların sesi yorgunluğun emaresini bırakmıyor... Curcunalı ve kalabalık yerlerdense, doğayla iç içe olabileceğim sakin ve huzurlu yerlerde tatil yapmak çok daha mantıklıymış bunu anladım. Muhafazakar kitlenin tercih etmesinden mütevellit bayanları cıbıldak görmemiş olmam da cabası :)

İşte perfektifime yansıyanlar:

İlk sırada görmüş olduğunuz resim kaldığım daireden görebildiğim manzaraya ait. Yağmur yağarken bu ormandan yayılan muazzam kokuyu duymak harikuladeydi.


Diğer resimler de gün içinde çekilen fotoğraflar. Daha büyük halleriyle görmek için üzerlerine tıklamanız yeterli.




19 Ağustos 2013 Pazartesi

Trilye Vol - I

Merhaba sevgili arkadaşlar,

Sizler ne durumdasınız bilemiyorum ama yaz aylarını pek sevmeyen bir arkadaşınız olarak bir an önce Sonbahar’ın gelmesini bekliyorum.

Aslına bakarsanız benim favori mevsimim İlkbahar. Toprağın canlandığı, doğanın uyandığı, börtü böceğin uykularından uyandığı ilkbahar mevsiminin ılık esen rüzgarını, terletmeyen sıcağını ve uzun zaman süren aradan sonra yeniden merhaba diyen güneşini seviyorum :)

Ama hava öyle sıcak ve bunaltıcı ki bahar olsun da ilk ya da son fark etmez modundayım şu aralar :D

Terlemekten hiç hazetmiyorum, terlediğim zaman ciddi huzursuz bir ruh haline bürünüyorum. 

Tesettürlü olmanın verdiği zorluk da var tabii ama maksat rıza-ı ilahi olup mükafat Allah-u Teala’dan beklenince durumumuza her türlü  hamd ediyoruz. Mısır’daki din kardeşlerimizi düşününce sıcaklıktan şikayet etmek sahip olduğumuz nice nimete şükürsüzlük olur :(

Girizgah için bunca kelamdan sonra gelelim bu postumuzun asıl konusuna:

 Malumunuz taşınma işlerinden sonra baba ocağına geri döndüğümün haberini vermiştim.

Bu yaz iş değişikliğinden dolayı epey tatil yapma fırsatım oldu. Temmuz ayının başından bu yana tatil yapıyorum ancak tatilin biraz da Ramazan-ı Şerif’e denk gelmesinden dolayı evde vakit geçirmekten epey sıkıldım.

İstanbul’da evimi barkımı ayarlayıp, Çin işkencesine dönen taşınma işlerini de hallettikten sonra arkama bakmadan Bursa’ya geldiğim doğrudur :)

İşte bu sefer, bu kaçamağı fırsat bilip kısa ama çok güzel bir tatil yapma imkanı bulabildim. 

Henüz yeni yeni keşfedilen, bilenlerin vazgeçmekte zorlandığı, yeşil ile mavinin kucaklaştığı bu mekan ufak tatil kaçamakları için harika bir seçenek.


TRİLYE

İsmini daha önce duydunuz mu bilmiyorum ama zeytinleri sayesinde dünyaca tanınıyor aslında.

Ben baba tarafından aslen Mudanya’lıyım, hani şu ünlü Mudanya Mütareke Antlaşmasının yapıldığı Mudanya.

Dedemler de zeytincidirler. Dönüm dönüm arazilerde tonlara yakın zeytinler tarlalarımızdan kış ayı gelince toplanır, derin mahzenlerde salamurası yapılarak saklanır ve yeme vakti gelince de kendi ailemize yetecek kadarı ayrılıp gerisi Marmara Birlik Kooperatif’ine satılır. Bu her yıl istisnasız böyledir zeytincilikte.

Velhasılı kelam, çocukluğum o zeytin ağaçlarının tepesinde, o zamanın koşullarına uygun zeytin tırmıklarıyla dallardan zeytinleri düşürmekle geçti :) Sofrada mütemadiyen birkaç çeşit zeytini bulunan, zeytinyağını kendi üreten  bir aile olarak zeytinin de zeytinyağının da hasından anlayan biriyim dersem, sizlere kendimle ilgili haklı bir övünç kaynağı sunmuş olurum sanırım.

İşte,  “Trilye zeytiniyle dünya çapında tanınmıştır” derken, aslında bunu alalede bir cümle olarak kurmadığımı belirtmek için kendi özgeçmişimden bir kesit sundum sizlere.




Trilye zeytinini bu kadar özel kılan, Trilye dışında yetiştirilmesinin neredeyse imkansız oluşudur . Özelliği buruşuk, azıcık uzun, etli mi etli ve en önemlisi o küçük çekirdeğinin etine yapışmıyor olmasıdır. Yerken tadı damağınızda kalır. Bu zeytinden imal edilen sızma zeytinyağından bahsetmeme bilmem gerek var mı?

Şimdi sabırlı arkadaşları, eski tarihten günümüze uzanan bir Trilye turuna çıkarmak istiyorum.

 İç sesleri “Evet, devam et”  diyenlerle birlikte başlayalım öyleyse :)




Kayıtlarda “Tirilye” ya da “Trilya” olarak da geçen Trilye Bursa’nın Mudanya ilçesine ait, daracık yolları ve cumbalı evleriyle, adım başı zeytin ve zeytinyağı satan dükkanlarıyla, en önemlisi kucaklaştığı yeşil ve mavi renkleriyle sizleri selamlayan şirin bir beldedir.

BLOG DESIGN-Değmesin Yağlı Boya