22 Mayıs 2014 Perşembe

Eskimeyen Müzikler... Eskimeyen Sanatçılar...


 

Selamlar, sevgiler herkese!

Umarım selamet içerisinde ve afiyettesinizdir.

Niteliği bakımından farklı bir postla karşınızdayım sevgili dostlar :)

Sevdiğimiz bir sanatçının ya da ünlü herhangi birinin hayatını birçoğumuz merak ederiz. Bazılarımız için bu merak duygusu başladığı yerde bitiverir. Bazılarımız içinse engel olunamayan amansız bir araştırma dürtüsüyle sürdürür kendisini. İşte ben, bu ikinci kategoride yer alanlardanım.

Müzik zevkim oldukça evrensel. Rock, Metal ve Rap Müzik dışındaki tüm müzik türlerini hangi ulusa ait olursa olsun zevkle dinlerim. Kaliteli müziklere sahip çıkarım ve arşivimde yıllar boyu saklarım. 

Fransızların kendisine muhabbet taşıyor olmasam da dillerine, özellikle şarkılarına hayranım. Resmen aşk ve romantizm damlıyor şarkılarından. Özellikle yalnız kalmaya ve azıcık hüzünlenmeye ihtiyaç duyduğumda fona yakışan en iyi müzik Fransız müziğidir. Bu yüzden Fransız müziği, arşivimde içerdiği sanatçı sayısı bakımından en büyük yeri kaplayanlar arasında.

Birkaç ay önce, -biraz da melankolik olduğum bir zaman olmalı ki- bu Fransız müziklerini almışım playlistime. Fransızca şarkılar, Fransızca bilmeyenlere bile bariz belli duygular hissettiriyor olsa da Edith Piaf'ı dinlerken hissettiğim tek şey damıtılmış bir hüzündü. Fransızcam olmamasına rağmen sanki ne anlattığını anlıyormuşçasına hüzünleniyordum. 

Hayatını araştırınca bir yığın talihsizlik, acı ve hüzünle karşılaştım. Bir de hayatını anlatan bir film buldum ve oturdum bir çırpıda izledim.

Bu filmi izledikten sonra amacım sadece bu filme yönelik bir post hazırlamak olsa da kapsamını biraz daha genişletip, her müzik severin tanıması ve dinlemesi gereken gelmiş geçmiş en iyi Fransız sanatçıların yer aldığı bir post hazırlamaya karar verdim.

Bu yüzden liste başına Edith Piaf'ı koyuyor ve en sevdiğim şarkılarıyla sizleri başbaşa bırakıyorum. Cennet kaçkını sesiyle Fransızların "Kaldırım Serçesi" olarak bilinen "La Môme Piaf" ın hüzünlü ve bol kederli hayatı ile ilgili detaylı post, bir başka sefere yayınlanacak inşallah. 






"Saving Private Ryan" filminin unutulmaz sahnelerinden birinde yer alan bir Edith Piaf şarkısı.





Charles Aznavour

 1924 yılında doğan ve asıl adı  "Şahnur Varinag Aznavuryan"   olan Ermeni asıllı Fransız şarkıcı Charles Aznavour'un, annesi Türkiye Ermenilerinden, babası ise Gürcü Ermenilerindendir. "Ermeni Soykırımı" adı altında dünyaya lanse edilen hadisenin gerçekleştiği yıllarda Türkiye'de yaşayan ailesi Fransa'ya göç etmişlerdir. Gerek sanat camiası gerekse politik camiada en sık anılan sanatçılardan biri olan Charles Aznavour'un adı, özellikle Türk Ermeni meseleleriyle ilgili söyledikleri yüzünden "Türk Düşmanı" olarak anılıyor.

Altı dilde (Fransızca, İngilizce İtalyanca, İspanyolca, Almanca ve Rusça) şarkı söyleyebilen, dünyaya kendisini tanıtabilmeyi başarmış bir sanatçı Aznavour. Özellikle aşk şarkılarıyla bilinen ünlü sanatçının altmışa yakın sinema filminde rol aldığını ve kendi otobiyografisinin yer aldığı bir kitabı kaleme aldığını da eklemek gerek.

Etnik kimliği ve siyasi görüşü ne olursa olsun yaptığı müziği sevdiğim seslendirdiği şarkıları hayranlıkla dinlediğim şarkıcılardan biridir kendisi. 

  Bugün kendisinin 90.cı yaş günü ayrıca. Tüm şarkılarının kendine has güzellikleri vardır ama benim favorilerim "La Boheme" ve "Hier Encore".

Sanatçı hakkında daha fazla habere ulaşmak için buraya, buraya ve buraya.








Jacques Brel

Aslen Belçikalı olan Jacques Brel, Fransız olmadığı halde tüm zamanların Fransızca müzik yapan en iyi sanatçısı olarak bilinir. Kelimeleri kullanışındaki incelik ve zekasıyla kaleme aldığı sayısız güzel şarkının söz yazarı ve bestecisidir. Şarkılarındaki duyguyu dinleyene yansıtabilme özelliği dolayısıyla gerçek bir efsanedir kendisi.

Aşağıda "Ne me quitte pas" şarkısını ağlayarak söylediğini bilmem farkediyor musunuz? Resmen yalnızlık damlıyor adamın sesinden.








Charles Trenet

Lakabı şarkı söyleyen deli anlamına gelen "Le fou Chantant" olan Charles Trenet, Fransızların efsanevi söz yazarı, müzisyeni ve bestecisidir.

En sevdiğim şarkıları "Que reste -t-il de nos Amours?" ve "La Mer"











Gilbert Becaud

Sahne performanslarındaki kıpır kıpırlığı, yerinde duramaması ve piyanonun üzerinde zıplaması nedeniyle "Monsieur 100.000 Volts" olarak anılan  İkinci Dünya Savaşı'nın hemen ardından Paris'teki gece kulüplerinde piyanist olarak başladı müzik hayatına. Edith Piaf'ın eşi Jacques Pill tarafından keşfedilen ve Edith Piaf tarafından desteklenen Gilbert Becaud,1954 yılında Paris'te verdiği konserle kendini tüm Avrupa'ya tanıtmış oldu. 

Yılda ortalama 200 konser veren,"Et Maintenant" , "L’important c’est la rose", "Je viens te cherie" ve  "Nathalie"  gibişarkılarla Fransız müziğinin klasikleri arasında anılmayı başaran ünlü sanatçı özelliikle çocukluk uğuru olan puantiyeli mavi kravatını her sahne performansında taktığı için "l'homme aux cravates à pois" , yani puantiyeli mavi kravat olarak da anılmıştır. Bu kravatın şöyle bir hikayesi vardır: 

Gilbert'in genç bir müzisyen olduğu dönemde annesi Gilbert'in sesinin dinlenmesi için kapı kapı dolaştırıyormuşç Başvurdukları bir yerde annesine "Bu çocuk ciddiyetten uzak, baksanıza bir kravatı bile yok" demişler. Bu söz annesine çok dokunmuş ve eve döner dönmez mavi puantiyeli elbisesinden keserek oğluna bir kravat dikmiş. O kravatın şansını döndürdüğüne inanan Becaud ise bir daha bu puantiyeli mavi kravatı sahne performansı boyunca boynundan çıkarmamış.









 Claude François

  Fransızların Elvis Presley'i sayılan ve "Cloclo" adıyla bilinen Claude François 70 li yılların efsanevi sanatçılarılarındandır. Kendisini asıl üne kavuşturan "Comme d’habitude" isimli şarkısı olarak İngilizceye uyarlanmış ve Paul Anka ve Frank Sinatra tarafından yorumlanmıştır.

Henüz 39 yaşındayken, kaldığı bir otel odasındaki ampulü değiştirirken kapıldığı elektrik akımı yüzünden hayata gözlerini yuman Claude François'in hayatını anlatan 2012 yapımı "Cloclo"  isimli filmi dileyen arkadaşlar buradan inceleyebilirler.






Enrico Macias

Cezayir asıllı Fransız sanatçıyı aslında hepimiz dinliyoruz. Nasıl mı? Kendisi altmıştan fazla türkçe şarkının aranjmanın yapıldığı şarkıların sahibi. Selçuk Ural'ın "Arkadaşımın Aşkısın" Seyyal Taner'in "Son Verdim Kalbim İnişine" ve Yeliz'in "Bu Ne Dünya Kardeşim" isimli şarkıların aslında birer Enrico Macias bestesi olduğunu söylesem? :) 

Ajda Pekkan'ın kankasıdır kendisi. Birlikte bir sürü konser vermişlerdir hatta Fransızların ünlü Olympos müzikholünde birlikte düet bile yapmışlardır. Ajdacığımızı şimdiki ününe kavuşturan şarkıların sahibi bu yumuşak sesli prensle en son 2007 yılında bir konser vermişlerdi birlikte. 

Kendisinden uyarlanan diğer aranjmanlara buradan ulaşabilirsiniz.

Bu şarkılarını dinlerseniz eminim size de aşina gelecektir kendisi :)


video

Şimdilik bu postu sonlandıralım zira bir başka posta yetecek kadar daha isim var elimde.

Fransızca müzik sevenler ya da alternatif müzik türlerine açık olanlar için umarım faydalı ve keyifli bir post olmuştur :)


Sevdiklerinizle beraber mutlu, huzurlu ve neşe dolu bir gün dilerim.

Aşkla kalın!
 





10 yorum:

  1. Blogun harika olmuş :) Banner ında...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim canım benim :) Yakında onu da anlatıcam bir postla inşallah..

      Sil
  2. Fransızca müzikle hiç alakam yok aslında;)
    Ama yeni yayınınız görünce bir göz atayım neymiş diye dedim;)
    Bu arada blog görünümü gerçekten çok hoş olmuş;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olsun Beyza Hanım, ziyaret etmeniz ziyadesiyle mutlu etti beni zaten :)

      Bloğumun yeni görüntüsünü beğenmenize de ayrıca sevindim, çok teşekkür ederim :)

      Sil
  3. Blogcuğun pek güzel olmuş canım.
    Yazıyı okuyamadım, müzikle, hele yabancı müzikle pek ilgim olmadığından.
    Ama yine epey kapsamlı, bilgilendirici görünüyor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim canım benim, yeni yazım ilgini çekmese de yorumundan mahrum etmediğin için müteşekkirim :)

      Bloğumun yeni halinin beğenilmesi de ayrı bir mutluluk sebebi :)

      Sil
  4. en iyisi sırayla dinlemek edith piaf dışındakileri bilmiyorum, ya da biliyor muyum bi dinlemeliyim. edith ise beni her dinlediğimde kendi zamanına götürür dolanırım paris sokaklarında.
    çok da acıklıymış ama hayatı değil mi?
    belki şu türk düşmanını es geçebilirim haberin olsun ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dinlemelisin canım, gerçekten bir döneme damgasını vurmuş ve sonraki nesiller tarafından hala keyifle dinlenen gerçek sanatçılar bunlar... Eminim seversin.. Türk düşmanının da bir yarası var demek ki, onu etnik kimliğinden soyutlayarak bir sanatçı kimliğiyle keşfetmeni öneririm :)

      Sil
  5. Yine arşivlik bir post olmuş :))
    Bannerın hayırlı olsun bu arada çok güzel olmuş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim bitanem beğenmene çok sevindim ^_^

      Sil

Can-u gönülden yapılan birkaç satır kelamdır bu blog sahibesini sevindiren :)

BLOG DESIGN-Değmesin Yağlı Boya