9 Temmuz 2014 Çarşamba

Kitap Kokusu - Vol 5 - Çavdar Tarlasında Çocuklar

Satırların su gibi akıp gittiği, içinde kendi yaşam öykünüzle muhakkak bağdaştırabileceğiniz olay ya da kişilerin yer aldığı harikulade bir kitaptan bahsetmek istiyorum bugün sizlere.

Çavdar Tarlasında Çocuklar




"Çavdar Tarlasında Çocuklar" ( The Catcher In The Rye ), Amerikalı Yazar Jerome David Salinger'in ilk ve tek romanı olma özelliğini taşıyan kitabının ismi. İlk kez 1951 yılında Amerika'da kitap olarak basıldığında, müstehcen nitelikli içeriğe sahip olmasından ötürü uzun yıllar yasaklanmış olan bu kitap, bazı Amerikan eyaletleri tarafından hala yasaklı kitaplar listesinde yer alıyor olsa da, dünya üzerinde 65 milyondan fazla satışı ile çok satanlar listesindeki yerini ısrarla muhafaza ediyor.

Aslına bakılırsa J. D. Salinger'in bu kitabı ülkemizde ilk kez "Gönülçelen" adıyla kitapçılardaki yerini almıştı ülkemizde. 1967'deki basımında, Adnan Berk'in İngilizce değil de Fransızca versiyonu olan "L'Attrape-coeurs" den yaptığı dolaylı çeviriden dolayı Türkiye'de uzun yıllar "Gönülçelen" olarak tanınan kitap, Yapı Kredi Yayınlarının telif haklarını satın almasıyla hem çevirisinde hem de kitabın isminde değişiklik yapma yoluna giderek "Çavdar Tarlasında Çocuklar" da karar kıldılar. Her ne kadar "Gönülçelen" ismiyle gönüllere taht kurmuş olsa da bu ismin, kitabın özgün adına daha yakın olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.

Kitap üzerine yazabileceğim çok şey var ancak merak duygunuzu canlı tutmak adına içeriğinden kısaca bahsetmek istiyorum:

Kitabın baş kahramanı Holden Caulfield, çocukluk ve olgunluk arasında sıkışıp kalmış bir anti-kahramandır. Holden, insanların günlük hayatta kendisine ve birbirlerine olan yapmacık, ikircikli davranışlarına, onların şişkin egolarını sürekli olarak tatmin etme arayışlarına, egoistçe üstünlük taslamalarına ve insanları göz göre göre kullanarak kendi çıkarlarını düşünmlerine baş kaldırmaktadır. Okuldaki arkadaşlarının, öğretmenlerinin ve çevresindeki insanların tüm bu samimiyetsizlikleri Holden'i rahatsız etmektedir. Erkek kardeşini lösemiden sonra kaybetmesi de Holden'in ergenlik fitilinin ateşlenmesine yetmiştir.

J. D. Salinger, Holden'in içinde bulunduğu ergenlik dönemini ve o yaşlarda yaşadığı kişilik bunalımını pasifist nihilizm üzerinden en yalın haliyle anlatmayı tercih etmiş. Holden'in okuduğu okul olan Persey'den kovulmasının akabinde yaşadığı üç günü, yüreğinizde hüzün, yüzünüzdeyse sürekli bir tebessümle Holden'i karşınıza alıp bizzat kendisinden dinlemenizi istiyor adeta yazar.

Böylesine etkileyici bir romanı üç-dört saat kadar kısa sürede bitirince ister istemez  Salinger'in yaşam öyküsüne yönelik bir merak duygusu oluştu içimde. Kısa bir araştırma sonrasında elde ettiğim bilgiler ise beni oldukça şaşırttı.


Yazar Salinger ilk romanı "The Catcher In The Rye" ın 1951 yılında kitap olarak yayımlanmasının ardından birkaç öykü daha yazmış ancak 1965 den sonra yazmayı tamamen bırakmış. New York'tan New Hampshire'e taşınan yazar, hiçbir gazete ve dergiye röportaj bile vermeden yalnız başına, münzevi bir hayat sürmeye başlamış. Yaşadığı yıllarda, romanını beyazperdeye uyarlamak isteyen nice yapımcıyı reddetmiş. Edebiyat camiasında söylenen o ki, Salinger kendi hayat görüşünü Holden üzerinden anlatmış okuyucularına. Özellikle Holden'in Hollywood'u samimiyetsiz bulması, yazarın kitabının sinemaya uyarlanmasının önündeki ısrarlı duruşunu açıklıyor gibi.

2010 yılında 91 yaşında New Hampshire'da ölen yazar Salinger'in yaşamı boyunca kaleme aldığı ona yakın kitabın varlığından söz ediliyor olsa da, bilinen en ünlü kitabı hala "The Catcher In The Rye" dır.  John Lennon'un katili Mark David Champman'ın ve diğer birkaç suikastçinin de üzerinde bu kitabın bulunması ve Komplo Teorisi (Conspiracy Theory) filminde, başrol oyuncusu Mel Gibson'un canlandırdığı Jerry Fletcher karakterinin sürekli bu kitabı alması "Çavdar Tarlasında Çocuklar" ın ününün artmasına katkıda bulunan noktalar. Öte yandan, bizde sevilen bir şarkıcı olan Teoman'ın  "Gönülçelen" isimli şarkısını çok sevdiği bu kitaptan esinlenerek yazdığını belirtmesi de, kitaba hatırı sayılır bir ün kazandırdı.


Gelelim kitabın YKY'daki çeviri adına ilham veren o paragrafa:

"Hep büyük bir çavdar tarlasında oyun oynayan çocuklar getiriyorum gözümün önüne. Ve çılgın bir uçurumun kenarında durmuşum. Ne yapıyorum, uçuruma yaklaşan herkesi yakalıyorum; nereye gittiklerine hiç bakmadan koşarlarken, ben bir yerden çıkıyor, onları yakalıyorum. Bütün gün yalnızca bu işi yapıyorum. Ben, çavdar tarlasında çocukları yakalayan biri olmak isterdim. Çılgın bir şey bu, biliyorum, ama ben yalnızca böyle biri olmak isterdim"

Bu paragraf, kitap içerisindeki en  vurucu bölümlerden biri bana kalırsa. Kitabın tamamını ele alınca, çavdar tarlasında koşan çocuklar ve onları uçurumdan kurtarmak istemesi, Holden'in hayata ve hayatın içindeki sahteliklere, yapmacıklı tüm hallere karşı baş kaldırısını kanıtlar nitelikte bir metafor. Tarlada en safiyane halleriyle eğlenip koşan çocuklar, uçurumun kenarına varınca aşağıya düşecekler ve hayatın acımasızlığıyla karşılacakları o an masumiyetlerini kaybedecekler. İşte Holden de bu paragrafta belirtildiği üzere, uçurumun kenarında bekleyerek düşmek üzere olan çocukları kurtarmaya adamak istemektedir kendisini.


Uçurumun hemen aşağısında çocukları bekleyen hayat... Bitmek tükenmek bilmeyen ödevler, testler, sınavlar... Her biri birbirinden özel çocuklarımız, yürüyen bir bantın üzerinde hayatın öğütücü çarklarına doğru çaresizce ilerlerken, hayatını düşmek üzere olan bu cevherleri kurtarmaya adamanın ne kadar yüce ve günümüz dünyasında ne kadar çaresizce bir seçim olduğunu düşünmeden edemedim...

Kitapla ilgili şimdilik söylemek istediklerim bunlardan ibaret. Okumayı düşünenlere şimdiden keyifli okumalar...

Aşkla kalın!

OKURDAN NOT: Kitabın müstehcen içeriği dolayısıyla Amerika'da bir dönem yasaklanmış olması sizi ikileme sürüklemesin. Lise çağından itibaren herkesin rahatça okuyabileceği harikulade bir kitap kendisi :)



4 yorum:

  1. bu kitabı o kadar sevmem ki! o kadar yani!
    aynen komplo teorisinde gördükten sonra peşine düşmüştüm. eskiden kitap bulmak bu kadar kolay değildi diyorum kimse inanmıyor. çok şükür şimdi her kitap zırt önümüzde. neyse konumuza dönersek kitabı bulduğumda deli gibi sevindiğimi kitap bitince de inanılmaz bir hayal kırıklığı yaşadığımı hatırlıyorum.
    beklenti çok önemli tabii.
    buna karşın yazarın münzevi hayatı çok ilgimi çekmiştir. geçtiğimiz yıllarda hayatını herkes uzak orman evinde kaybetti. bir kızı varmış sanırım belki bir gün onun kitaplarını veya hayatını sinemada görürüz ne de olsa artık karşı çıkamaz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seyhancım dediğin gibi beklenti çok önemli. Açık konuşmak isterse, ben kitabın ününden dolayı almıştım ama okuduğumda beklediğimden daha fazlasını buldum. Özellikle Holden üzerinden anlatılanlar bir ergenin içinde bulunduğu kimlik arayışını ve bu dönemde yaşadığı kargaşayı oldukça iyi izah ediyor. Mesleğim gereği kitap beni oldukça cezbetti bu yüzden.

      Sil
  2. Okumak istediğim kitaplar arasına girdi bile :))

    YanıtlaSil

Can-u gönülden yapılan birkaç satır kelamdır bu blog sahibesini sevindiren :)

BLOG DESIGN-Değmesin Yağlı Boya