9 Haziran 2013 Pazar

Black


"Herkesin alfabesi a ,b,c,d,e ile başlarken senin alfaben B,L,A,C,K ile başlıyor, bunu bilmen lazım"

Hayatımda yüzlerce film izledim ama sayıları bir elimin parmaklarını geçmeyen, benim için özel olan filmler vardır. İşte şu saniyelerden itibaren "Black" da onlardan biri oldu. Duygu dünyamı öylesine derinden etkiledi ki film bittikten sonra tek bir dakika bile beklemeden sizlerle paylaşmak istedim.

İstedim ki herkes ölmeden önce mutlaka bu filmi izlemiş olsun. Hani klişe bir laftır, "Anlatılmaz, yaşanır" derler ya, bu film baştan ayağa öyle. Film öylesine harika ki, benim kelimelerim kesinlikle kifayetsiz kalacaktır anlatmak için ama yine de dilimin döndüğünce kendi düşüncelerimi paylaşmadan edemeyeceğim.


2 yaşındayken bir hastalık geçirdiğinizi, görme ve duyma yetinizi kaybettiğinizi hayal edin. Edebilmek çok zor değil mi? Şuan sahip olduğumuz bu iki nimetin değeri sadece kaybedilince anlaşılır. 

İşte Michelle McNally hayatının tamamını karanlık içerisinde yaşayarak geçiren bir kızdır. 2 yaşından sonra geçirdiği rahatsızlık, onun görme ve duyma engelli olmasına neden olmuştur. 

Ailesinin ümidi kestiği, karnlık içerisinde yaşamaya mahkum bırakılmış bu kızın hayatı birden değişir. Filmdeki tabir ile "ışık sihirbazı" öğretmen Debraj Saha ile tanışmalarının ardından Michelle için yepyeni bir dünyanın kapıları ardına kadar açılır... 

Michelle için hayat, öğretmeni Debraj ile tanışmadan önce tamamen karanlık ve sessizdir. Michelle bu karanlık dünyasında olan bitenden öylesine habersizdir ve öylesine korkmaktadır ki tam anlamıyla hayatı yaşamaya Debraj'ı tanıdıktan sonra başlamıştır. 

Debraj, herkesin ümitsiz olduğu Michelle'e gören göz, duyan kulak olur. Tabir-i caizse "iki bedende tek ruh" olurlar. Öğretmeni sayesinde Michelle kendi karanlığından kurtulmuş, ayakları üzerinde durmayı öğrenmiştir.



Film kesinlikle bir başyapıt. İçindeki hangi kısma değinsem bilemiyorum... Bu film beni; düşüncelerimi, duygularımı derinden etkiledi. Film boyunca Debraj ve Michelle'in elleri aracılığıyla iletişim kurmaları, şuan, yazabilen ellerim, yazdıklarımı okuyabilen gözlerim olduğu için şükretmem gerektiğini bir kez daha farkettirdi bana...

Filmi izlerken bir ara Michelle ile bütünleştiğimi hissettim; kapkaranlık bir dünyada yaşamak nasıl olurdu ki? Sadece ellerimle dokunarak tüm hayatı yaşamak neye benzer mesela? Şükürsüzlüğümün farkına vardım bu filmle beraber, nasıl da habersizce yaşıyoruz sahip olduğumuz en büyük nimetlerden...

Ve Debraj'ın fedakarlığı... Düşünün, öyle bir öğretmen ki, öğrencisi hiçbir ümit vaat etmemesine rağmen tüm hayatını ona adıyor, o okusun diye yıllarca onun yanında dolaşıyor, uğruna Alzheimer hastası olmayı göze alıyor. Öğretmen algısını belki de baştan ayağa sorgulatacak türden bir fedakarlık anlatılmış Debraj'ın çabalarında...



Filmdeki iliklerinize işleyecek sahnelerin duygusal boyutunu yadsıyamayız evet ama öyle bir çaba, öyle bir emek var ki bu filmde... Filmi anlatacak değilim ancak, izlediğinizde göreceğiniz kar sahnesindeki doğallığı yakalayabilmek için tam 7 yıl uğraşılmış. Bankta oturup, o karın gerçekten yağması için 3 sene boyunca aynı sahne defalarca çekilmiş. Ve toplamda filmin çekimi 7 yılda tamamlanmış. Bu emek nasıl bir sözcükle takdir edilir, inanın bilemiyorum..



İşte bu film sayesinde insan anlıyor ki aslında birçok kişi tarafından utanılası olarak atfedilen bir durum; gerçek sevgi, emek ve fedakarlıkla nasıl da gurur duyulacak bir hal alıyor. Aslında imkansız denilen birşey yok - Üniversite Müdürü Fernandez, Michelle'in üniversite öğrencisi olmasının imkansızlığına değinirken öyle diyordu Debraj- "İmkansız, ona hiç öğretmediğim bir sözcük Bay Fernandez."



Fazlasıyla dramatik, sizi ağır ağır içine çeken ve derinden etkileyen bir film. "İşte film dediğin böyle olmalı" diyorsunuz, bir şeyler katmalı izleyince, farkına varmadan hayatı sorgulamanıza izin vermeli. Bizler normal insanlarla - görebiliyorken ve duyabiliyorken bile- çoğu zaman anlaşamazken, sağır ve kör bir kızla sadece elleri aracılığıyla nasıl bir diyalog kurulabildiğini gösteriyor film izleyenlere...

Oyunculuklara gelince... Michelle rolündeki Rani Mukherje'nin oynarken rolünü yaşadığını hissettim bir an için. Debraj rolündeki Amitabh Bachchan'ın aktörlüğünü anlatacak söz zaten yok... İkisi de harika oyunculuk çıkarmışlar, nasıl ustaca rollerinin hakkını vermişler... Yönetmen Sanjay Bahansali sayesinde mükemmel bir film izledim.



Resmen filmdeki o duyguyu iliklerine kadar hissettiriyorlar bu Hintliler. Hint filmlerinin oldum olası müptelasıyımdım, bu filmden sonra hangi levele geçerim bu filmle bilemiyorum :) Hintliler biliyor bu film olayını cidden, gece gece bana duygu seli yaşattılar resmen :)

Gözlerim hala nemli, filmin tüm duygu yükü yüreğimdeyken bir solukta yazdım film hakkındaki izlenimlerimi. Filme puanım 10 üzerinden 100, izlemeyen kalmasın :)

Sevgilerimle.

6 yorum:

  1. bu filme bir ''on üzerinden yüz'' de benden :))
    ben hakkında hiçbirşey bilmeden izlemiştim..
    şimdi bir daha izleyesim geldi :)
    bende o kar sahnesinden niye bu kadar etkilendim diyordum :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)) Merhaba canım, hoşgeldin,

      Bu filmin böylesi harika bir yapım olduğundan habersiz indirmiştim bilgisayarıma, bir aydan fazla bekledi durdu.

      Nasip o güneymiş, izledikten sonra hayıflandım kendi kendime, daha önce film izlememişsin sen özlem çelebi dedim :)

      Filmi izledikten sonra uzun uzun araştırma yaptım, kendi izlenimlerimi de ekleyip zaman kaydetmeden postu yayınlayayım istedim :)

      Sil
  2. bu filmi mutlaka izlemek istiyorum

    YanıtlaSil
  3. şimdi de Beren Saat ve Uğur Yücelin başrollerini paylaştığı "Benim Dünyam" isimli bir filimle aynı senaryoyla karşı karşıyız sanırım. biraz 'esin' durumu söz konusu galiba ;)

    YanıtlaSil
  4. @ ﺤﻧﻴﻓﺔ
    Evet öyleymiş, ben de kız kardeşimden duydum. Abla senin bize izlettiğin black filmini bizim Türkler çekmiş ve senarist kendi yazmış gibi millete yutturuyor dedi. Güldüm sadece :) Sıkı bir bollywood takipçisi olarak sadece gülerim ben bu duruma. Orjinalinin üstüne de gül koklamam :)

    YanıtlaSil

Can-u gönülden yapılan birkaç satır kelamdır bu blog sahibesini sevindiren :)

BLOG DESIGN-Değmesin Yağlı Boya